Bal

Bal, bitkilerin çiçeklerindeki nektarların veya bitkilerin bazı kısımlarını kullanan böceklerin salgıladığı maddelerin bal arıları tarafından toplanması, vücutlarında bileşimlerinin değiştirilip petek gözlerine depolanarak olgunlaştırılması sonucunda oluşan hayvansal bir gıdadır. Balın hayvansal gıda mı yoksa bitkisel gıda mı olduğu kimi zaman tartışma konusu olmuştur. Yazımızı incelediğinizde balın hayvansal gıda kategorisine girdiğini göreceksiniz.
Arılar, ilk olarak bal mumu denilen yağlı bir maddeden petek adı verilen altı köşeli bir kalıp oluşturmaktadırlar. Bitkilerin çiçeklerindeki özsuları emerek, vücutlarının özel kısımlarında kimyasal değişimlere uğrattıktan sonra, peteğin gözlerine doldururlar. Petek içine doldurulan bu özel karışım olgunlaşma sürecinde de bazı değişimlere uğrar ve bal meydana gelir. Bu aşamada en önemli değişim su kaybıdır. Çiçeklerin öz sularında % 60 – % 90 olan su miktarı, arıdaki değişimlerle ve petekteki olgunlaşma sonrasında üründe % 16 – % 20’ye kadar düşmektedir.

Yapılan kazı ve tarihi araştırmalar balın geçmişinin tarih öncesi zamanlara kadar uzandığını göstermiştir. Bal ve mumu, eski uygarlıklarda önemli rol oynamışlardır. Eski Roma, Hitit, Yunan ve Çin Uygarlıklarına ait tarihi eser ve belgeler, buralarda arıcılığın varlığını açıklamaktadır. Mısır’ da yapılan araştırmalarda, firavun mezarlarında, o devirlerden kalma bala rastlanmıştır. Bu balların sadece katılaştığı fakat tadından bir şey kaybetmediği bildirilmiştir. Dünya üzerinde çeşitli bölgelerde bulunan mağaralarda, M.Ö. 6000 veya daha öncelerine uzanan Taş Devri boyamaları bal avcılığını resmetmekte ve insanların en az 8000 yıldır balı kullandıklarını belgelemektedir.

ÜLKEMİZDE BAL TÜKETİMİ

Kovan sayısı bakımından ülkemiz Dünyada ilk 5 ülke arasında olmasına karşın üretim ve tüketim miktarı oldukça düşüktür. Avrupa’da kişi başına yıllık bal tüketimi 12-15 kg civarındayken ülkemizde 4-5 kg civarındadır. Yüksek kovan sayısına rağmen üretim ve tüketimdeki azlığın en önemli sebebi yanlış uygulanan tarımsal politikalar ve üretim hatalarıdır. Kovan başı verim ülkemizde 20 kg civarındadır. Gelişmiş ülkelerde bu miktar 40-50 kg arasındadır.. Üreticilerin yeterli bilgi ve donanıma sahip olmaması ve küçük ölçekli işletmelerin çokluğu düşük verim ve yüksek ürün maliyetine neden olmaktadır. Pahalı bir gıda olmasından dolayı olması gereken üretim ve tüketim değerlerini ülkemizde yakalayamamıştır.

ARI NASIL BAL ÜRETİR ?

Bal arıları tarafından üretilir. Arıların sindirim kanalının, karın kısmındaki ilk şişkinlik bal kesesi, ikincisi ise mideleridir. Arılar balı bitkilerin  tatlı özsularından ve çiçek polenlerinden yapmaktadırlar. Dönüşüme uğrayan bu  tatlı özsuları şunlardır:

  • Çiçeklerin bal özülükleri tarafından salgılanan sıvı  nektar.
    • Bazı bitkilerin çiçek açma sırasında salgıladıkları şekerli sıvı.
    • Çamların genç dallarına topladıkları şekerli sıvı.
    • Ihlamur ağacı, meşe, erk ağacı vb. gibi bitkilerin yapraklarının sızdırdıkları şekerli sıvı.
    • Yaprak bitleri, kırmız böceği gibi bazı ufak böceklerin yaprak üzerine salgıladıkları tatlı sıvı

Bal arıları bitkilerden emdikleri bu şekerli özsuları ve çiçek polenlerini bal keselerinde, sindirim salgıları ile karıştırıp işleyerek kovanlardaki işçi arılara vermektedirler. Kesesini boşaltan arı genellikle 5-10 dakika kadar kovanda kalır ve kovandaki petek gözlerinden veya başka bir işçi arıdan kendine bir parça yiyecek alıp yeni bir sefer için tekrar gider . İşçi arı bal arısından aldığı sıvıyı, önce ağzında ağız hareketleriyle olgunlaştırmaya çalışır. Ağzında giderek büyüyen bu damlacığı yutar ve vücuduna alır. Sonra bunu yerleştirecek birkaç göz seçer. Bu gözlerin içine başını sokarak en alt kısma balı, boya sürer gibi sıvar. Arıların boşalttıkları bu bal, sulu olup kovanlardaki ısı ve arıların kanat çırpmalarından ileri gelen hava akımı ile suyunu kaybeder, yoğunlaşır. Su miktarı % 17 – % 20’ye düşünce arı, gümeci balmumundan bir kapakla örterek, petekten akmaz hale getirir. Arının tükürük bezleri ve bal kesesinden gelen enzimlerin ve asitlerin etkisi ile bal olgunlaşır. Sakkaroz glikozla fruktoza ayrışır ve aynı zamanda yeni, kısmen yüksek moleküllü şekerler (oligosakkaridler) meydana gelir.

BALIN BİLEŞİMİ VE BESİN DEĞERLERİ:

Ortalama Bileşim
Ø Rutubet (%) 18
Ø Früktoz (%) 38
Ø Glikoz (%) 32
Ø Sakkaroz (%) 1
Ø Maltoz (%) 7
Ø Yüksek Moleküllü Şekerler (%) 1
Ø Diğer Maddeler (%) 3
Ø Nitrojen (%) 0,04
Ø Mineraller (Kül) (%) 0,17

o Karbonhidratlar: Balın temel bileşimi karbonhidrattır. Bunlardan en çok fruktoz ve glikoz bulunur. Diğer monosakkaridlerin bulunmadıkları kaydedilmiştir .
o Proteinler ve Aminoasitler: Baldaki proteinlerin bir kısmı elde edildikleri bitkilerden diğer bir kısmı da  arılarından gelmektedir. Baldaki proteinler, doğal veya yapay olup olmadığı konusunda bilgi verir ayrıca beslenme yönünden de önemlidir .
o Vitaminler: Bal vitamin yönünden zengin bir gıda değildir. Buna rağmen riboflavin, pantotenik asit, C ve K vitaminleri içermektedir. Nektar kaynakları, polen miktarı, üretim ve saklama koşulları  gibi iç ve dış faktörlere göre  vitamin içeriği değişmektedir.
o Mineral Maddeler: Balda en fazla bulunan elementler potasyum, sülfür, klor ve kalsiyumdur. Koyu renkli ballar açık renkli ballara ve salgı kaynaklı ballar da nektar kaynaklı ballara oranla daha fazla mineral madde içermektedirler.
o Azotlu Maddeler: Polen ve daha çok arıların vücuduna ait azotlu maddelerdir Balda bulunan amino asitler, lisin, histidin, arginin, aspartik asit, treonin, sistin, valin, methionin, serin, glutamik asit, prolin, glisin, alanin, tirozin, fenilalanin, triptofan, lösin ve izolösindir.

FAYDALARI

*Düşük pH değeri nedeniyle önemli bir antibakteriyel gıdadır.

*Antioksidan etkiye sahip tokoferoller, alkoloidler, askorbik asit, flavonoidler, fenolikler ve değişik enzimlerin az da olsa bulunduğu bilinmektedir

*Larenjite, üst solunum yolları enfeksiyonlarına, kronik ülser ve yaraların tedavisini hızlandırdığı belirtilmektedir

*Gözde, katarakt hastalığına, konjunktivit ve çeşitli kornea rahatsızlıklarına karşı, doğrudan gözün içine uygulanarak kullanılmakta olduğu bildirilmektedir

*Kronik sindirim sistemi hastalıklarından özellikle peptik ülser ve hazımsızlığa, deudonal ülsere ve çocuklarda ise bakteriyel gastroenteritise karşı etkili bir şekilde tedavi amacıyla kullanıldığı bildirilmektedir. Ayrıca kozmetik ürünlerin yapımında da kullanılır.

Orijinine Göre Bal Çeşitleri:

Çiçek balı: Arıların bitki çiçeklerindeki nektarlardan ürettilir.
Salgı balı: Arıların bitkilerin canlı kısımlarından veya bitki üzerinde yaşayan canlıların salgılarından üretilir.
Piyasaya Sunuş Şekillerine Göre:
Petekli, çerçeveli, topak ve süzme bal olarak sınıflandırlır.

Hileli ve sahte balları nasıl anlarız ? yazımızı inceleyebilirsiniz.

Total Page Visits: 164 - Today Page Visits: 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir