Su Ürünleri

Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, gıda olarak tüketilmesi uygun su hayvanları ve bunlardan elde edilen ürünlere su ürünleri adı verilir. Gerek doğal olarak sularda yaşayıp popülasyon oluşturan, gerekse kontrollü olarak bakım ve besleme yapılarak yetiştirilen su ürünleri; hayvansal protein ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabilecek potansiyele sahiptir. en yaygın olarak tüketilen su ürünü balıklardır. İstakoz, midye, karides gibi farklı türler de mevcuttur.

Balık

En yaygın tüketilen su ürünü ürünüdür. Kemik gelişimi, göz sağlığı ve bağışıklık sistemi için önemli olan A vitamini, kalsiyumun emilimin kolaylaştırarak kemik sağlığı ve gelişiminde etkili olan  D vitamini ile özellikle kanın pıhtılaşmasını sağlayan K vitamini ve B grubu vitaminleri (B1, B2, B6, B12) açısından zengindir. Ayrıca yüksek oranda fosfor, selenyum, iyot, magnezyum ve çinko içerir.

Balık etindeki yağı çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur. İnsan vücudunda üretilemeyen  yalnızca besin yoluyla alınan yağ asitlerinden olan , EPA (eikosapentoenoik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik asit)’nın en önemli kaynağı balıklardır. EPA ve DHA;  göz sağlığı, kanın pıhtılaşması, beyin fonksiyonları ve gelişimi ile sinir iletimi için önemlidir.bu yağ asitleri kalp krizi, kalp damar hastalıkları, damar sertliği, depresif hastalıklar, baş ağrısı, eklem eklem ağrıları, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve tansiyon ile kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli etkenlerdir. Bunun yanında damarların yüzeyini genişleterek hücrelere yeterli  oksijen girişine yardımcı olması nedeniyle çocuklarda sık görülen astım hastalığına karşı direnci  arttırır.  Hamile ve emziren  kadınlar haftada en az 2 kere balık tüketmelidirler. Hem anne hem de bebek sağlığı açısından balık çok önemlidir.

Su ürünleri yetiştiriciliğine ülkemiz maalesef yeterli seviyede değildir. 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen yanlış politikalar eğitimsizlik ve bilinçsiz avlanma nedeniyle üretim ve tüketim olarak olmamız gereken yerden çok uzaktayız. Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık balık tüketimi 18-22 kg arasında değişmekteyken ülkemizde  8 kg civarındadır. Tüketimin yoğun olduğu kesimler deniz kıyısı bölgelerdir. Kişi başına yıllık balık tüketimi kıyı bölgelerde 20 kg’ a kadar çıkarken doğu ve iç kısımlarda 1 kg ‘ a kadar düşmektedir.

Balık tüketiminde dikkat edilmesi gereken konulardan biri tazeliğidir. Hayvansal gıdalar genel anlamda çabuk bozulan gıdalardır. Bu gıdalar içinde balık en hızlı bozulanıdır. Balık etinde su oranı çok yüksektir. Ayrıca bağ doku oranı düşük ve sindirilebilir protein oranı yüksektir. pH’ sı mikrobiyel bozulmaya elverişlidir. Bu yüzden uygun şekilde muhafaza edilmeyen ve uzun süre bekletilen balıklarda bozulma kaçınılmazdır. Bu da insan sağlığı için önemli riskler oluşturmaktadır. Tüketici açısından da  taze ve bayat ayrımı bilinçli ve güvenli tüketim açısından önemlidir.

Taze ve Bayat Balığın Ayrımı

– koku: Taze balıkta deniz veya hafif yosun kokusunu alabilirsiniz, bayatladıkça genelde tiksindirici bir koku oluşur.

-solungaç: taze balıkta parlak kırmızı renkte, bayatladıkça mat soluk bir renk alır.

-gözler: taze balıkta parlak saydam hafif dışbükey, bayat balıkta çökmüş mat bir görüntü vardır.

-karın: taze balıkta genelde şişkinlik yoktur, bayatladıkça  oluşan gazdan dolayı karın şişkindir.

-yüzgeçler: taze balıkta sıkı bir şekilde vücuda bağlıdır, bayat balıkta çok kolay ayrılır.

-taze balık suya atıldığında dibe çöker, bayat balık oluşan gazdan dolayı suyun üstünde veya yüzer vaziyette kalır.

-taze balığın üstüne elinizle bastırıp bıraktığınızda eski halini alır, bayat balıkta bastırdığınız yer çukur kalır.

-taze balığın eti elastik sıkıdır ve kılçığı zor ayrılır, bayat balığın eti kolay dağılır ve kılçığı kolay ayrılır.

-taze balığın ağzı genelde kapalı, bayat balığın ağzı açık vaziyettedir.

Total Page Visits: 138 - Today Page Visits: 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir